Ipsos Cumhuriyet’in 100. Yılı Dosyası

Ipsos Gündeme Dair araştırmamızdan derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; Cumhuriyetimizin 100. yılı ile ilgili görüş, tutum ve davranış ölçümlemelerine yer verilmiştir.

Cumhuriyet’in temel unsurlarına ilişkin ileriye dönük görüşleri sorduğumuzda araştırmaya katılanların yarıdan fazlası “Türkiye laik bir ülkedir, tartışma konusu olamaz.” ifadesine katıldığını belirtiyor. Ancak her beş kişiden biri bu ifadeye katılmıyor. 
27Ekim5

 

Türkiye’nin 2. yüzyılından umutlu olan, Türkiye’nin parlak bir geleceği olacağını düşünenlerin oranı sadece %30. Her 3 kişiden biri bu konularda umutsuz.  
27Ekim6

 

Ekonomi en çok gelişime ihtiyaç duyulan konu. Ekonomiyi eğitim, adalet sistemi ve doğal afetlerle mücadele takip ediyor. 
27Ekim7

 

Ekonomi en büyük tehdit olarak ilk sırada belirtiliyor. Ekonomi haricindeki başlıklara baktığımızda ise ikinci sırada doğal afetler var.  
27Ekim8

 

Bilgi teknolojileri alanındaki gelişmeler, ekonomi ve otomotiv alanı 2. yüzyılda Türkiye’nin adını duyuracağı konular olarak öne çıkıyor. 
27Ekim9

 

Cumhuriyetin 100. yılında toplumun %43’ü demokrasi konusunda başarılı olunduğunu düşünürken, benzer oranda bir kitle de başarısız olunduğunu düşünüyor. 
27Ekim10

 

Bireylerin %54’ü yapılacak kutlamalara katılacağını söylerken, her 4 kişiden 1’i hiçbir şekilde katılmayacağını belirtiyor.  
27Ekim11
 

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Cumhuriyet’in ilk 100 yılı geride kalıyor. 1923 yılında kurulan yepyeni Cumhuriyet’in elbette gidilecek yolu çoktu; demokrasiyi daim kılacaktı, laikliği her alanda hep önde tutacaktı, adalet sistemini güçler ayrılığına sahip çıkarak hep koruyacaktı, kadınların sosyal alanda yerini, statüsünü, kadın-erkek eşitliğinin sürekliliğini sağlayacaktı. Bunları yaparken yerle bir olmuş ekonomiyi, eldeki kaynaklarla ayağa kaldıracak ve yerel üretim ile yerel sermaye ile destekleyecekti. Tüm bu başlıklarda çaba sarf edildi, yol katedildi. Peki Cumhuriyet’in yetiştirdiği nesiller bugüne ve 2. yüzyıla nasıl bakıyor?  Bugünden bakınca önümüzdeki 100 yıl neler gösteriyor? Bu soruları mercek altına aldık. 

Cumhuriyet’in temel unsurlarına ilişkin ileriye dönük görüşleri sorduğumuzda araştırmaya katılanların yarıdan fazlasının “Türkiye laik bir ülkedir, tartışma konusu olamaz.” ifadesine katıldıklarını gördük. Ancak her beş kişiden birinin bu ifadeye katılmadığını da not etmek gerekli. “Ülkemdeki kutuplaşmanın biteceğine inanıyorum.” diyenlerin oranı sadece dörtte bir, her on kişiden dördü bu konuda umutsuz. Demokrasinin güçleneceğine, bireysel özgürlüklerin artacağına dair umut seviyesi de maalesef çok yüksek değil, her üç kişiden sadece biri umutlu.

“Cumhuriyet’in 2. yüzyılında toplum gözünde ‘en büyük tehdit’ nedir?” diye sorduğumuzda yaşanan krizin etkisi ile ilk sırada ekonomi ifade ediliyor. Ekonomi haricindeki başlıklara baktığımızda ise deprem felaketinin etkisinin sıcak olduğunu görüyoruz, tehditler arasında ikinci sırada doğal afetler var. Ardından hukuk ve adalet sisteminin zayıflaması, şeriat/laiklik tehdidi gibi başlıklar sıralanıyor. Eğitim kalitesinin azalmasının ilk 3 ya da 4 tehdit içinde yer almaması da önemli bir tespit. 

Tehditleri bir yana bırakıp gelişmeye ihtiyacımız olan ve gelişmeyi umut ettiğimiz, beklentimizin yüksek olduğu konulara baktığımızda doğal olarak her on kişiden yedisinin ekonomi alanında gelişmeye ihtiyacımız olduğunu söylediğini gördük. Her ne kadar tehditler arasında en üst sıralarda yer almasalar da hukuk ve eğitim konularında da gelişim ihtiyacımız olduğu saptanıyor, yaklaşık olarak on kişiden altısı bu alanlara işaret etmiş. İhtiyaçlar ve gelişmeye dair beklentiler arasındaki fark çarpıcı! Mesela belirttiğim gibi eğitim %60 tarafından en çok gelişmeye ihtiyaç duyulacak konular arasındayken, sadece %12’lik bir kesim bu konuda iyiye doğru bir gelişme beklentisini dile getiriyor. Hukuk ve adalet sistemindeki iyileşme ihtiyacı %57 tarafında dile getirilirken, iyileşeceğine dair beklenti %13,5. Yani maalesef, eksiklerimizin teşhisi var ama tedavi umudu düşük!

“Peki gelişebilecek miyiz, ikinci yüzyılımızda adımızı ne ile duyururuz?”diye sorguladığımızda güncel konuların öne çıktığını görüyoruz. Teknofest, TOGG gibi projelerin toplumda bir karşılık bulduğunu anlamak zor değil. İkinci yüzyılımızda bilgi teknolojileri, otomotiv gibi alanlarda öne çıkarız, adımızı duyururuz diyenler ağırlıkta.

Cumhuriyet ve demokrasi doğrudan ilişkili iki kavram. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına girerken, onun temeli demokrasiyi ne ölçüde yerleştirebildik, nasıl işletiyoruz? Toplumumuz bu temel konulardaki gidişat hakkında ne düşünüyor? Demokrasinin toplumda yaptığı en güçlü çağrışım seçme ve seçilme hakkı , dolayısıyla seçimler. Demokrasi kavramının seçimlerin ötesinde içerdiği hukuk bağımsızlığı, bireysel hak ve özgürlükler gibi kavramların ne kadar akla geldiği benim için bir soru işareti. Bunu bir yana bırakırsak 100 yıllık Cumhuriyetimizde demokrasiyi ne ölçüde yerleştirdik ve işletebildik sorusuna verilen yanıtlar toplumumuzdaki kutuplaşmayı gözler önüne seriyor. %42’lik bir kesim bu konuda başarılı olduğumuzu ifade ederken bir diğer %42 başarısız olduğumuz kanaatinde. Araştırmaya katılanların %16’sı ise bu soruya cevap vermemeyi tercih ediyor. Her biri ayrı ayrı üzerinde düşünmeye, tartışmaya değer kümeler. %16’nın demokrasiyi yerleştirme konusundaki başarımızı değerlendirmekten uzak durması demokrasinin kendisi adına dikkat çekici, özellikle 26-35 yaş grubunda bu oran daha da yüksek. 

Sokak, cadde ve meydanlarda yapılacak 100. yıl kutlamalarına katılım konusunda da ayrışmış bir tablo söz konusu. Her iki kişiden biri bu törenlere katılacağını ifade ederken neredeyse her dört kişiden biri kutlamalara katılmama konusunda kararlı. 

100 yıl kısa olmamakla birlikte ülkelerin tarihlerinde uzun bir süre sayılmaz. Hala genç bir Cumhuriyet olduğumuzu düşünüyorum. Olgunlaşma yolculuğunun devam ettiğini, laikliği tartışmaya açanların ve 100. yıl gibi sembolik önemi olan bir yılı kutlamaya soğuk bakanların olmasından da anlayabiliriz.
Kendi adıma ise 100. yıl kutlu olsun, daha parlak yüzyıllarımız olsun diyerek bitirmek isterim. Geçen haftaki derbi karşılaşmasındaki tribün koreografisinde dile getirildiği üzere “İlelebet Cumhuriyet!”

ARAŞTIRMA KÜNYESİ:
    Ipsos GÜNDEME DAİR: Araştırma 18 yaş üstü İBBS 1 düzeyinde Türkiye temsili haftalık 400 birey ile online anket yöntemi (CAWI) üzerinden gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin 2. yüzyılı için Haziran ayından itibaren toplam 4000 kişi ile görüşülmüştür. 


 

Toplum