Salgın Halen Ülkenin En Önemli Sorunu

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmasının 54.dönem verileriyle; salgının ülkenin en önemli sorunu olması, salgının etkileri konusunda iyimserlik hakim iken bugün yerini kötümserliğe bırakması, salgınla mücadelenin kötü gittiği gibi konulara yer verilmektedir…

Salgın Halen Ülkenin En Önemli Sorunu

Ülkemizde ilk koronavirüs vakasının açıklanmasının üzerinden 1 seneden fazla zaman geçti. İlk dönem olarak adlandırdığımız normalleşme sürecine kadar vatandaşlar salgını ülkenin en önemli sorunu olarak tanımladı. Haziran ayında normalleşmenin başlamasıyla beraber bu algı kırıldı ve ekonomi ilk sıraya yerleşti. Salgın öncesi dönemde, terör gibi olağanüstü hallerin yaşanmadığı zamanlarda ekonomi halihazırda ülkenin birincil sorunu olarak görülüyordu. Bu açıdan benzerlik teşkil ettiğini söyleyebiliriz. Sonbaharda başlayan vaka artışlarıyla beraber zaman zaman ekonomi ve salgın arasındaki makas kapandı, zaman zaman ekonomi listenin en üstünde yer aldı. Tam kapanma yaşadığımız bugünlerde ise vatandaşlar tekrardan ülkenin en önemli sorunu olarak salgını işaret ediyor.

slide3

Yılın Başında, Toplumda Salgının Etkileri Konusunda İyimserlik Hakim İken, Bugün Yerini Kötümserliğe Bırakmış

Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırmamızda, vatandaşlara son 1 haftayı düşündüklerinde, koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkileri hakkında görüşlerini soruyoruz. Yıl başında bireylerin yarısı daha iyimser bir bakış açısına sahip idi. Yeni bir yıla başlıyor olmanın heyecanı ve gelecek günlere dair umut, aşıya dair beklentilerle birleşince toplumda salgının sona ereceğine dair beklentileri güçlendirmişti. Ancak bugün tablo tersine döndü. Salgının etkileri konusunda iyimserlerin oranı ciddi derecede azalırken (%10), kötümserlerin oranı %10’dan %59’a çıktı.

slide4

Çoğunluk, Salgınla Mücadelenin Kötü Gittiğini Düşünüyor

Mart ayında kontrollü normalleşmeyle beraber salgınla mücadelede bazı kısıtlamalar kaldırılmış veya azaltılmıştı. Kamoyunun yarısı (%50) bu uygulamanın başladığı ilk hafta kontrollü normalleşme kararını desteklediğini ifade etmişti, üçte birden daha fazla bir kesim (%37) ise karşı olduğunu açıklamıştı. Zaman geçtikçe, bu uygulamayı doğru bulanların oranı azaldı ve uygulamanın son haftasında %33’e kadar düştü. Vaka sayılarında yaşanan artış nedeniyle ülke çapında tam kapanma kararı alındı. Toplumun ¾’ünün beklentisi tam kapanma olsa da her 10 vatandaştan 6’sı genel olarak salgınla mücadelenin genel olarak kötü gittiği görüşünde. Toplumun sadece dörtte biri mücadelenin iyi yürütüldüğünü düşünüyor.

slide5

Yorgunluk, Endişe ve Bıkkınlık Toplumun Ruh Halini Oluşturuyor
Salgın döneminde toplumun ruh halini de mercek altına alıyoruz.  Toplumda en yaygın olan duygu yorgunluk (%66). Virüsün fizyolojik ve psikolojik etkileri kendini yorgunluk olarak gösteriyor. Salgınla ilgili haberlere sürekli maruz kalma, virüsten kendini ve aileni koruma çabası, evde artan sorumluluklar gibi bir çok konu bireylerin kendini yorgun hissetmesine neden oluyor. 
Tablonun geneline baktığımızda toplumun ruh halini daha çok olumsuz olarak tanımlayabileceğimiz duygulardan oluştuğunuzu görüyoruz. Her 10 kişiden 4’ü endişeli, yine her 10 kişiden 4’ü bıkkın hissediyor. Bu duyguları  kafa karışıklığı, üzüntü ve yalnızlık takip ediyor. Burada özellikle yalnız hissetme haline dikkat çekmek istiyoruz. Salgının bireylerin kendini yalnız hissetmelerine yol açtığını görüyoruz. Yüzyüze iletişimin eksikliğini bireylerin yoğun bir şekilde yaşadığını söylemek mümkün. Hem tanıdıklarla, yakınlarla bir araya gelememek hem de sosyal hayatın bir parçası olamamak toplumun önemli bir kesimini derinden etkilemiş gözüküyor.

slide6Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları iletti:10 yılı aşkın süredir ülke nabzını düzenli olarak takip ettiğimiz Ipsos Türkiye Barometresi araştırmasını sürdürüyoruz. Araştırmayı yaptığımız döneme özel sıra dışı bir gündem yoksa ülkenin en önemli sorunu sorusunun yanıtı hep ekonomi ve ekonomi ile bağlantılı (işsizlik, pahalılık, enflasyon benzeri) konular oluyor. 2015-2018 arasında, terör olaylarının gündemi yakıp kavurduğu dönemde, ekonomi yıllar boyunca geri planda kaldı, olaylar azalana dek terör tartışılmaz şekilde ülkenin en önemli sorunu olarak belirtildi. Covid-19 salgını da elbette olağanüstü bir sorun, salgının ülkemizdeki ilk 2,5 ayında aynen daha önce terör zamanındaki gibi açık ara ülkenin en önemli sorunu olarak belirtildi. Ancak salgının terörden çok önemli bir farkı vardı, zaten büyük derdimiz olan ekonomiyi de ciddi şekilde baltalıyordu. Bu yüzden 2020 Haziran’ından iki büyük sorun at başı ilerliyor.

Geçen Haziran’dan bu yana gözlemimiz şu şekilde; aylar ilerlerken vaka sayıları azalır gibi olduğunda ekonomi hemen öne çıkıyor, tüm hastalarımıza, kayıplarımıza rağmen ilk sıraya oturuyor. Örneğin Ocak ayı başında bir önceki haftaya bakarak salgına dair kötümser olanlar sadece %10 oranında idi. O sıralarda her on kişiden altısı salgın ile mücadelenin iyi gittiğini düşünüyordu. Ekonomik sorunlarımız normalleşme taleplerini tetikliyordu.

Ancak vaka sayıları yükselip de ikinci, üçüncü dalgaları yaşamaya başladığımız aylarda ise salgın yeniden ekonominin önüne geçiyor, bu kez de daha sıkı önlem beklentileri dile getiriliyor. Ocak’ta bir önceki haftaya bakarak salgına dair kötümser olanların oranı %10 iken Nisan sonunda %59’a yükseldi. Her üç kişiden ikisi, salgınla mücadelenin kötü gittiğini ifade etmeye başladı. Bir an önce salgını kontrol altına almak ve kurtulmak istedik ve kısıtlamaları, tam kapanmayı desteklemeye başladık.

Geçen yıl salgın başladığında hakim duygumuz endişe idi. Evde kaldığımız haftalarda salgına dair bilgimiz de arttıkça endişe yerini yorgunluğa ve bıkkınlığa bıraktı. Salgının sağlığımıza verdiği muazzam zarara rağmen ekonomiye dair endişemiz de devam ediyor. Bu durum, sosyalleşme ihtiyacımız ile de birleşerek psikolojimizi olumsuz etkiliyor, hala sabrediyoruz ancak yıpranmış haldeyiz. Aşılama sürecinin hızla sürmesi ve bir an önce toplumsal bağışıklık seviyesine bir an önce ulaşmamız kritik. İşte bu yüzden aşı ile ilgili olarak herkes otoritelerin verdiği tarih bilgilerini büyük heyecan içinde takip ediyor.

ARAŞTIRMA KÜNYESİ 
Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Genel Kamuoyu Araştırması ile Türkiye’de koronavirüs vakasının ilk kez tespit edilmesini takiben vatandaşların bu konuya ilişkin farkındalık düzeylerini, endişelerini, değişen davranışlarını ortaya koymak ve hükümetin bu konudaki politika ve uygulamalarının kamuoyundaki yansımasını anlamak hedeflenmiştir. Araştırma, Online Görüşmeler (CAWI) ile 18 yaş üstü İBBS 1 düzeyinde Türkiye temsili 800 birey ile gerçekleştirilmiştir. 22-27 Nisan 2021 saha tarihleri ile 54. Dönem verilerini kapsayan araştırmanın istatistiki hata payı, %95 güven aralığında ± %3’tür…