AI Monitörü 2026
Ülkeler ortalamasında her iki kişiden biri yapay zekânın son 3-5 yıl içinde kendi günlük hayatlarını değiştirdiğini belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran %62 ile ülkeler ortalamasının 8 puan üzerinde.
Türkiye’de sadece üç kişiden biri şu ana kadar hayatlarına bir etkisi olmadığını düşünüyor.
Ülkeler ortalamasında her üç kişiden ikisi önümüzdeki 3-5 yıl içinde yapay zekâ kullanan ürün ve hizmetlerin günlük hayatlarını değiştireceğini düşünüyor. Türkiye'de günlük hayata etkisinin gelecek yıllarda daha fazla olacağı görüşü, 2023 yılına göre 7 puan daha düşük.
Ülkeler ortalamasında her iki kişiden biri yapay zekanın dezavantajlarından daha çok fayda sağladığını belirtiyor.
Türkiye'de ise bu konuda olumsuz görüş bildirenler ülkeler ortalamasının altında.
Yapay zekâ her ne kadar insanların hayatına girmiş olsa da yarattığı heyecan birçok ülkede geçmiş yıllara göre daha düşük.
2023 yılında Türkiye'de bireylerin %74'ü yapay zekânın kendilerini heyecanlandırdığını belirtirken, geçen üç yıl içinde bu oran %65'e geriliyor. Ama yine de Türkiye, heyecan duyan bireylerin yüksek olduğu ülkelerden biri.
32 ülke ortalamasında her 2 kişiden biri yapay zekâ konusunda heyecan duyarken, her 2 kişiden biri de tedirgin olduğunu belirtiyor.
Türkiye'de yapay zekâdan tedirgin olanların sayısı, heyecan duyanlardan daha az ve yıllar içinde bu tedirginlik düzeyi de azalıyor.
İş yapış biçimini değiştireceği görüşünün aksine, yapay zekânın kendi işlerinin yerini alacağını düşünen bireylerin oranı çok daha düşük.
Ancak Türkiye'de bu konudan tedirgin olanların oranı %45 ile dünya ortalamasının üzerinde.
Uzman Yorumu:
Yapay zekâ hakkındaki görüşler, teknolojinin kendisi kadar hızlı değişmiyor.
Ipsos’un 32 ülkede gerçekleştirdiği Global Advisor AI Monitörü araştırmasına göre bireylerin görüşleri ChatGPT’nin ortaya çıkışıyla yaşanan ani kırılmadan bu yana büyük ölçüde sabit kalmış durumda.
Yapay zekâ, içinde bulunduğumuz dönemin en önemli konusu. Ancak bu alanı yalnızca teknolojik gelişmeler üzerinden okumak yeterli değil. Yeni tutumların şekillenmesinde, önceden var olan algılar ve zihinsel çerçeveler belirleyici rol oynuyor.
Peki yapay zekâyı hayatımıza ne kadar entegre ettik?
Ülkeler ortalamasında her iki kişiden biri, yapay zekânın son 3–5 yılda günlük hayatlarını değiştirdiğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %62 ile ortalamanın üzerinde. Geleceğe bakışta da benzer bir tablo var. Ülkeler ortalamasında her üç kişiden biri, önümüzdeki 3–5 yıl içinde yapay zekâ destekli ürün ve hizmetlerin günlük yaşamı önemli ölçüde değiştireceğini düşünüyor. Türkiye’de ise bu beklenti, 2023’e kıyasla 7 puan gerilemiş durumda.
Araştırma sonuçları bir ikileme de işaret ediyor. Araştırmaya katılanlar, yapay zekânın dezavantajlarından daha fazla fayda sağlayacağı düşüncesi ile ilgili olarak iki kutba ayrılıyor. Türkiye’de ise yapay zekâya yönelik genel yaklaşım küresel ortalamaya kıyasla daha olumlu.
Ipsos’un uzun süredir vurguladığı “hayranlık” ile “endişe” arasındaki git-gel hâlâ devam ediyor. Bugün ülkeler ortalamasında yapay zekânın kendilerini heyecanlandırdığını söyleyenlerle endişe duyduğunu belirtenlerin oranı neredeyse eşit. Türkiye’de endişe yerini daha çok heyecana bırakıyor.
İş hayatına etkiler konusunda algı daha temkinli. Yapay zekânın iş yapış biçimlerini değiştireceği fikri yaygın olsa da işlerin tamamen yerini alacağına dair endişe düşük. Her üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. Ülkemizde ise bu konudan tedirgin olanların oranı %45 ile ülkeler ortalamasının üzerinde.
Beklentiler net: üretkenliğin artacağı, hataların azalacağı, iş kalitesinin yükseleceği ve daha önce çözülemeyen problemlerin çözülebileceği düşünülüyor. Ancak tüm bu iyimserliğin yanında, uyarı veren tanıdık bir ses de var. Gerilim filmlerindeki “profesör” karakteri gibi, bizi olası riskler konusunda uyaran bir isim: Daron Acemoğlu. Filmlerde genellikle o profesör dinlenmez ve sonuçlar kaçınılmaz olur. İzlerken “dinleyin artık şu adamı” deriz.
O halde bu kez gerçekten dinleyelim:
Daron Acemoğlu’nun Şubat ayında yayınladığı makalesinden benim çıkarımım şu: “İnsanlar düşünmeyi, öğrenmeyi ve bilişsel üretimi bırakmamalı. Aksi takdirde toplu bir bilişsel çöküş riskiyle karşı karşıya kalabilir.” Yapay zekânın hayatımızda giderek daha fazla yer kaplamasının, kadim bilginin gelecek nesillere aktarılmasının önünde engel olabileceğini pek çok kez dile getirdim. Ama Daron Hoca’nın makalesinden sonra bu durumun bizi “Idiocracy”ye kadar götürmesinden endişe ediyorum.
Uzman Yorumunu Yapan Kişi: Sidar Gedik, Ipsos Türkiye CEO
Araştırma Künyesi:
GLOBAL ADVISOR: Ipsos tarafından 32 ülkede Global Advisor çevrimiçi platformu ve Hindistan’da IndiaBus platformu üzerinden, 20 Mart Cuma ile 3 Nisan Cuma 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hindistan’da 18 yaş ve üzeri; Kanada, İrlanda Cumhuriyeti, Malezya, Güney Afrika, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaş arası; Tayland’da 20-74 yaş arası; Endonezya ve Singapur’da 21-74 yaş arası; diğer tüm ülkelerde ise 16-74 yaş arası toplam 23.532 yetişkinle görüşme gerçekleştirmiştir. Örneklem Avustralya, Belçika, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Hollanda, Yeni Zelanda, İspanya ve ABD’de yaklaşık 1.000 ‘er kişiden ve Arjantin, Şili, Kolombiya, Macaristan, Endonezya, İrlanda, İsrail, Malezya, Meksika, Peru, Polonya, Singapur, Güney Afrika, Güney Kore, İsveç, Tayland ve Türkiye’de 500’er kişiden oluşmaktadır.