COVID-19 ve Finansal Etkisi

Önceleri uzak gibi görünen bu virüs, artık ülkemizde ve artık hepimizin sorunu. Okulların kapanmasına, evden çalışmaların başlamasına, seyahat kısıtlamalarına, büyük spor müsabakalarının ve eğlence etkinliklerinin iptaline neden olan bu virüs, hayatımızı en yakından etkilemeye başladı bile.

Yazar(lar)

  • Evren Doğanç Çoker Head of Communications
Get in touch

Bu durumun mali boyutuna baktığımızda ise merkez bankaları ve hükümetlerin mali krizi önlemek için attığı adımlar ile dalgalanan borsa, sadece şirketleri ve yatırımcıları sarsmakla kalmadı. Aynı zamanda tüketicilerin de bu salgının onları nasıl etkileyeceğini merak etmesine yol açtı.

 

10 ülke ile yaptığımız global anketten sadece iki hafta geçmesine rağmen COVID-19 salgınının kendileri ve aileleri üzerinde finansal etkisi olacağına inananların sayısında önemli bir artış oldu. Sadece bir ülke hariç tüm ülkelerde çift haneli artışlar olduğunu söyleyebiliriz.

  

Ekonomistler, en son ekonomik verileri korona virüs salgınının etkisine dair bir gösterge olarak aldığında daha kötüsünün henüz gelmemiş olabileceğini söylüyor.

 

Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'den gelen tüketici güven verilerine göre, Şubat ayında 101 olan rakamın 95.9'a düştüğü görülüyor. Bu rakamlar Michigan Üniversitesi’nin beklentilerinin çok altında olmasıyla birlikte kötüleşen koşulları göz önünde bulundurarak gelecekteki beklentilerin daha da düşmesine sebep oldu. İstihdam rakamları, tüketici fiyatları ve dünyanın dört bir yanından perakende satışlar gibi bu hafta gelmesi beklenen verilerin, ekonomide neler olduğuna dair daha net bir fikir vermesi bekleniyor.

 

Tüketiciler ve hane halkı daha az mı harcama yapacak?

 

CIBC Capital Markets Kıdemli Ekonomisti Royce Mendes, salgın nedeniyle sosyal mesafesini koruyan ve diğer insanlarla temastan kaçınan tüketicilerin ve hane halkının önümüzdeki aylarda önemli ölçüde daha az harcama yapacağını öngörüyor.

 

Ekibinin gerçek zamanlı olarak yaptığı global ekonomi büyüme tahminlerini azaltan Mendes, “Benim harcamalarım, sizin geliriniz ve sizin harcamalarınız da benim gelirim olduğundan, bu tür bir ortam işten çıkarılmalara ve daha büyük olasılıkla ekonomide durgunluğa yol açabilir” dedi. Öte yandan da bunun tüm bu haber akışıyla hareketli bir hedefi vurmaya çalışmak gibi olduğunu itiraf ediyor.

 

“Durumun ne kadar akışkan olduğu düşünüldüğünde, herhangi bir öngörüye güvenmek çok zor, ancak şu anda durgunluk riski çok yüksek.”

 

Şubat 2009’dan bu yana görülen en yüksek oranlar bize ne anlatıyor?

 

Geçen hafta ekonomistler ile yapılan Bloomberg araştırmasında, önümüzdeki 12 ay içinde ABD ekonomisindeki durgunluk ihtimalinin %45 olduğu görülüyor. Bu da Şubat 2009'dan bu yana görülen en yüksek oran, yani global mali kriz demek oluyor.

 

Global büyüme tahminlerini üst üste üçüncü hafta için azaltan BMO Financial Group Baş Ekonomisti Douglas Porter, ABD ekonomisinin bu yıl sadece %0,5 arttığını ve geçen yıla oranla %2,3’lük bir oranla dik bir düşüş sergilediğini gösteriyor.

 

Porter, “İptal ve kapanış dalgası göz önüne alındığında, önümüzde ilk çeyrekte büyüme olmayacağını, ikinci çeyrekte derin bir düşüş olacağını ve daha sonra yılın ikinci yarısında sağlam bir iyileşme olacağını öngörüyoruz.” dedi.

 

Kanada'daki emtia güdümlü ekonomilerin petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle büyümenin sıfıra düşeceğini öngördüğünü belirterek, “Enflasyon, petroldeki bu fiyat düşüşü ile daha da kesildi” dedi.

ABD petrolü - West Texas Intermediate – fiyatını gösterge olarak alacak olursak, bir varil başına %55’ten fazla düşüş yaptığını görebiliriz. Bu yıl Ocak ayında 64 dolar olan petrolün 28 dolara düştüğü görülüyor. Buna benzer şekilde, Birleşik Krallık'ta işlem gören Brent Crude’nin de neredeyse aynı miktarda düşüş yaptığını söylemek mümkün.

 

Devlet teşvikine ihtiyaç olacak mı?

 

Kanada Ulusal Bankası Kıdemli Ekonomisti Krishen Rangasamy, borsadaki dalgalanmanın tüketici güvenine ve tüketimdeki büyümeye zarar vereceğini, ancak hükümetin vergi kesintileri gibi mali teşviklerden destek sağlayabileceğini belirtti.

 

Ek olarak Rangasamy, büyümenin olumlu etkilerinin yılın ilerleyen dönemlerinde ve daha yükse ihtimalle 2021'de hissedileceğini belirtti.

 

En çok izlenen küresel gösterge endekslerinden biri olan Dow Jones Endüstri Ortalaması’nın, Şubat ayı ortasında gerçekleşen en yüksek noktasından %30’dan daha fazla düştüğü gözlemlendi.

S&P 500 Endeksi ise Şubat ayının ortasından bu yana neredeyse benzer bir miktar kaybedeken, Japonya’nın Nikkei 225 -Asya’nın en büyük borsası– Endeksi ise bu yılın Ocak ayındaki en yüksek noktasından % 29’dan fazlasını kaybetti.

 

Geçen hafta yaşanan dalgalanmalar, ABD Federal Rezervini Wall Street'te kısa vadeli krediler sağladı ve ABD devlet tahvili -Hazine- satın alarak borsaya 1,5 trilyon dolar destek sağlamaya zorladı. İngiltere Merkez Bankası, diğerlerinin yanı sıra, gösterge faiz oranını düşürdü ve Kanada Merkez Bankası'nın ekonomik teşvikini açıkladı.

 

Piyasalarda her şey çok hızlı değişiyor.

 

Ancak merkez bankaları tarafından alınan bu tedbirler ile rahatlama kısa süreli oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın ulusal bir olağanüstü hal ilan edip korona virüs yardım paketi vaat etmesi üzerine Cuma gününe kadar daha fazla dalma ile piyasalarda her şey değişti.

 

Mendes, merkez bankalarının korana virüsünden kaynaklanan küresel ekonomik yavaşlamanın etkilerini tam olarak dengeleyemeyeceğini çünkü araçlarının bu tür şoklarla başa çıkmak için uygun olmadığını söyledi.

 

Mendes, “Mali teşviklerin önemli bir rol oynaması gerekecek… Mali teşvik politikasına yön veren kişilerin bu gücü kullanmaktan çekinmemeleri gerekir.” dedi.

 

“Finansal krizden kurtulmak için erken dönemde yapılan en büyük hatalardan biri, dünyanın bazı bölgelerinde kemer sıkma önlemleri alınmasıydı. Araştırmalar, 2008 krizinden sonra kemer sıkma politikalarının ve hatta yetersiz teşvik paketlerinin daha uzun işsizlik sürelerine yol açtığını göstermiştir.”

 

“Devlet borcundan elde edilen getiriler bu kadar düşükken piyasalar, politikacılara onlar için yeterli alan ve ihtiyaç olduğunu söylüyor.” diye ekledi Mendes.

 

Ancak Rangasamy, büyümedeki yavaşlamanın ana riskinin, borç üzerindeki kontrolsüz temerrütlerin olduğunu ve bunun da bir finansal krizi tetiklediğini söyledi. Bunun da finansal sektörün donmasına neden olduğunu ekledi.

 

“Bu noktada bizim temel durum senaryomuz değil, ancak finansal gelişmeleri yakından izleyeceğiz,” dedi Rangasamy.

 

Fed, kredilerdeki temerrüt tehdidine borçlanmayı işletmeler ve tüketiciler için daha uygun hale getirmek amacıyla faiz oranlarını sıfıra indirerek yanıt verdi. Ayrıca, son durgunluk sırasında 2008 yılında yapılan hamlelere benzer şekilde, piyasayı güçlendirmek için büyük miktarlarda hükümet ve ipotek destekli borç alacağını söyledi.

Yazar(lar)

  • Evren Doğanç Çoker Head of Communications