Tüketiciler Ulaşım Hizmetlerinde Yıkıcı Fikirlere Hazır

Toplu taşıma her zaman en yaygın ulaşım aracı oldu fakat dijital çağla birlikte, uygulama üzerinden sipariş ettiğimiz araçlar, yolculuk paylaşım hizmetleri vb yeni ulaşım hizmetleri de hayatımıza girdi. Ulaşımı paylaşmanın çok yakında online müzik platformları kadar basit ve yaygın bir uygulama haline geleceği öngörülüyor. Peki hali hazırdaki kullanım ne yönde, gelecekte ne gibi hizmetler hangi firmalar tarafından sunulacak? Ipsos’un otomotiv uzmanları değerlendirdi.

Tüketiciler Ulaşım Hizmetlerinde Yıkıcı Fikirlere Hazır

Ipsos olarak dünya çapında 9 ülkeden 105 bin araç sahibi ve 10 bin araç sahibi olmayan bireyle bir araştırma gerçekleştirdik. Bu araştırmadan çıkan bulgularla birlikte araç paylaşımının geleceğini değerlendirdik.

Araştırmamız gösterdi ki kişisel araç sahibi olanların araçlarını günlük kullanım süresi 63 dakika. Bu da yılda 67 günün araçların kullanılmadığını gösteriyor. Tüm bu verileri topladığımızda ise aracın zamanın %96’sında park halinde öylece durduğu görülüyor.

Araç sahipliğinin ekonomik olarak zorlayıcı bir şey olması ulaşım paylaşım hizmetlerinin ortaya çıkmasındaki en temel etken olarak nitelendirilebilir. Dolayısıyla, mevcut araç sahiplerinin %50’si, araç sahibi olmaktansa daha ucuz bir opsiyon olacağı için paylaşımlı ulaşım hizmetlerini gelecekte daha çok tercih edeceğini söylüyor.

Araç Paylaşımında Şu Anda Neredeyiz?

Sürdürülebilir araç paylaşımı uygulamasının başlangıcı 1990’lara kadar dayanmaktadır. En temel seviyede araç paylaşımı bir çeşit araç kiralama olarak değerlendirilebilir, sadece iki temel farkı vardır: birçok araç paylaşım platformu sizden aracı aldığınız yere teslim etmenizi beklemez, araçlar caddede uygun bir yere park edilerek bırakılabilir. İkinci temel fark ise; araç paylaşım hizmetleri kullanım dakikası üzerinden fiyatlandırma yapar (araç kiralamada ise günlük fiyatlar bulunur). Örneğin tüketici aracı metrodan evine giden 10 dakikalık bir sürüş için kiralayabilir. Dolayısıyla araç paylaşımı, araç kiralamaya yakın olsa da farklı ihtiyaçları karşılayan bir hizmettir. Araç paylaşım hizmeti kullanıcıları bu hizmeti öncelikle kendi özel araçları yerine tercih ettiklerini, ikinci olarak toplu taşıma üçüncü olarak da taksi yerine tercih ettiklerini belirtiyorlar. Araç kiralama yerine tercih etme ise sadece dördüncü sırada geliyor.

Yakın dönemde gitgide daha çok otomotiv imalatçısı araç paylaşım hizmetine yatırım yapar oldu, firmalar bu hizmeti işlerinin geleceğinin önemli stratejik bir parçası olarak görüyor. Dolayısıyla; Car2Go, DriveNow/ReachNow, Maven gibi araç paylaşım firmaları hali hazırda otomotiv firmalarının bünyesinde faaliyet gösteriyor. Buna ek olarak tamamıyla satın almaktan ziyade bu tür hizmet sağlayan firmalarla ortaklık yapan otomotiv firmaları da bulunuyor. Bu, geleneksel iş modellerini dönüştürüyor, otomotiv firmaları artık sadece otomobil üretip satarak değil paylaşımlı araç hizmetleri gibi hizmetler sunarak da para kazanıyorlar. Volvo Cars CEO’su Hakan Samuelsson konuyla ilgili şu değerlendirmeleri iletiyor: “Yakın gelecekte en popüler araç kullanımı kısa dönemli kiralama olacak. Kendi arabanıza sahip olmak istediğinizde bir çeşit kayıt formu doldurup telefon kontratlarında olduğu gibi aylık ücret ödeyerek araç sahibi olabileceksiniz.” Bu tür bir dönüşüm geleneksel otomotiv üreticilerinin araç temin eden bir tedarikçiden ziyade ulaşım sağlayıcı olarak kendilerini konumlandırdıklarını gösteriyor.

Fakat hali hazırdaki araç paylaşım hizmeti kullanım oranı gelecek tahminlerindeki kadar yoğun değil. Araştırma yapılan kitlede araç sahiplerinin sadece %2’si ve araç sahibi olmayanların %4’ü araç paylaşım hizmetini kullanmış gözüküyor. Bunda öne çıkan nedenlerin başında araç paylaşım hizmetleri hakkında (%40) kısmen bilgi sahibi olunması ve paylaşımlı araç bulunurluğunun düşük olması (%36) geliyor… Araç paylaşım hizmetlerinin gelişmesiyle birlikte bu iki bariyerin doğal olarak azalacağı da aşikar… Araç paylaşım hizmetlerini tercih etmede de öne çıkan avantajlar yine bu araştırma kapsamında şöyle belirtiliyor: araç sahipliği maliyetlerinin olmaması (%57), araç satın alım maliyeti olmaması (%48), aracın bakımıyla ilgilenmek durumunda olunmaması (%43)…

Peki yolculuk paylaşım uygulamaları ne durumda?

Yolculuk paylaşım uygulamaları şoförlerle yolcuları buluşturan uygulama bazlı bir hizmet olarak tanımlanıyor. Taksiye benzer bir hizmet sunuyor. Yolculuk paylaşım uygulamasını kullanan kişiler araçları kullanmıyorlar, araçlar şoförleri tarafından kullanılıyor. Aynı zamanda çoğu durumda araç şoförleri kendi araçlarını kullanıyorlar. Dolayısıyla bu hizmeti sunan firmanın geniş park alanlarına ihtiyacı yok, platform sağlayıcı olarak hizmet veriyorlar. En öne çıkan yolculuk paylaşım uygulaması Uber olarak belirtebiliriz. Araştırmada da katılımcıların ortalama %63’ü Uber’i biliyor. Amerika’da bu oran %93’lerde… Çin’deki en popüler seyahat paylaşım uygulaması ise Didi. BlaBlaCar’ın da Avrupa’daki bilinirliği yüksek. Sonuç olarak dünyada yüzlerce yolculuk paylaşım hizmeti sağlayan uygulamalar bulunuyor.

Yolculuk paylaşım hizmeti araç paylaşım hizmetine göre daha yaygın. Tüketicilerin dörtte biri (%24) yolculuk paylaşım uygulamalarını kullanıyor. Bunların %51’i de sık kullananlardan. Tercih etme sebeplerinin başında ucuz (%49), basit (%48) ve hızlı (%41) olması öne çıkıyor. Yolculuk paylaşımı uygulamasının bariyerleri de yok değil. İlk sıralarda belirtilen bariyerler arasında final ücret hakkındaki belirsizlik (%36), güvenlik (%36) ve bu hizmetler hakkında limitli bilgi (%35) gelmekte.

Gelecekte araç paylaşımı, yolculuk paylaşımı gibi hizmetleri hangi firmalar sunacak?

Tüketiciler gelecekteki araç veya yolculuk paylaşım hizmeti sağlayıcılarının Apple ve Google (Waymo) olacağını tahmin ediyorlar. Ayrıca Uber ve Didi’nin de başı çekeceği belirtiliyor.

Gelecekteki Alternatif Ulaşım Şekilleri

Otomobiller kısa/orta mesafede yine öne çıkan ulaşım şekli olacak. Aynı zamanda gelecekte yepyeni araçların da hayatımıza girmesi bekleniyor, örneğin kendi kendine uçan drone taksiler, yolda araç olacak helikoptere de dönüşebilecek modüler kapsüller veya raylı sistemler. Şu anda bile tüketicilerin %15 ile %40 aralığındakileri gelecekteki bu tür ulaşım araçları hakkında az da olsa bilgi sahibiler. Hatta bu orandan fazlası (%40-%55 gibi) sunulur sunulmaz büyük ihtimalle bu hizmetleri kullanacaklarını belirtiyorlar.

Bütün bunlar tüketicilerin ulaşım hizmetlerinde yıkıcı fikirleri kabul etmeye hazır olduğu sinyallerini veriyor. Bu hazır olma durumu bile gelecekte ulaşım paylaşımı konusundaki hızla büyüyecek trendin destekçisi olmaya yeter. Aynı zamanda bu kabulleniş hızı ve yönü şehir yönetiminin de desteğini alırsa daha da etkili hale geleceğe benziyor. Genel olarak, paylaşımlı ulaşım konusunda çalışan işletmelerin ve belediyelerin bu konudaki hedefleri kesişiyor. Her iki taraf da yollardaki araç sayısını azaltmayı istiyor. Araç paylaşanlara ücretsiz otopark, elektrikli araçlara vergi avantajı, elektrikli araçların toplu taşıma araçlarının yollarını kullanabilmesi gibi destekler hali hazırda şehir yöneticileri tarafından düşünülen avantajlar olarak görülüyor. Ve eminiz ki gelecekte iş dünyası ve kamu yönetiminin iş birliği yaptığı pek çok pilot projeyi göreceğiz. Tüketici tercihleri, tüketicilerin yeni fikirleri kabul edip etmeyeceği konusunda herkes bir merak için de Ipsos olarak otomotiv alanında çalışan uzmanlarımız çalışmalarıyla bu merakı gidermeye devam edecekler.

Makalenin tamamını incelemek için buraya tıklayın.