Yankı Odaları İçindeki Tutumlar ve İnançlar: Kurumsal İletişimciler Milenyaller’i Nasıl Değerlendiriyor?

Geçtiğimiz birkaç yılda Milenyaller önem gösterilen, ilgilenilen bir grup halini aldı. Bundaki en önemli sebepler harcama güçleri ve etkililikleri olarak değerlendiriliyor fakat bunun yanlış anlaşıldığı ve yanlış sunulduğu yönünde de tartışmalar sürüyor. Ipsos Global Trends araştırmasından Milenyaller ile ilgili sonuçlara da bakıldığında ne yazık ki Milenyallerle ilgili yapılan karakter söylemlerinin basit bir şekilde ele alındığı, yanlış yorumlandığı veya tamamiyle yanlış olduğu görülüyor, bu da gerçek farklılıkların kaybolduğu anlamına geliyor. Bu konuya bir yanıt vermek anlamında, Ipsos Reputation Council’a üye olan saygın markaların kurumsal iletişim yöneticileriyle Milenyalleri farklı kılan nedir? Ve onlarla etkili bir iletişimi nasıl kuracağımızı değerlendirdik.

Yankı Odaları İçindeki Tutumlar ve İnançlar: Kurumsal İletişimciler Milenyaller’i Nasıl Değerlendiriyor?

Bunun yaşla bir ilgisi yok

Birçok şirket için, Milenyallerle iletişim kurmak karmaşık fakat o kadar da her şeyden önemli olan temel zorlu görev olarak görülmüyor. Bunun sebebi ise; gerçek etkileşim yaratmak hedefinin gerçekleşmesi, sadece yaşa göre topluluklara odaklanmaktan ziyade, çeşitli tutumlar ve inançlardan oluşan bir kitle segmentasyonuna dayanıyor olması.

Yaşa dayalı iletişim konusunu tartışırken, Ipsos Reputation Council üyeleri “marka” iletişimi ile “kurumsal” iletişim arasında bir ayrım yapıyorlar. Marka odaklı bir iletişimin hedeflemesi odaklanılan spesifik pazarlardaki dinamiklere göre belirleniyor. Dolayısıyla, örneğin finansal hizmetler gibi bir alanda 35’lerinin üzerinde bir yaş aralığı Milenyallerden daha fazla önem arz edebiliyor. Üstelik, kurumsal iletişimciler geleneksel olarak 35 yaş üstüne odaklanabiliyorlar. Tabi özellikle istihdam gibi belli konularda Milenyallere spesifik olarak odaklanmanın önemini de biliyorlar. Konseye üye olan kurumsal iletişimcilerle yaş konusunda tartışmalarda bu konuda standard bir metodlarının olmadığı, şirketin bireysel ihtiyaçlarına ve iletişimin hedefine göre tasarlanan yaklaşımların benimsendiği görülüyor.

Yankı Odalarına Girmek

Milenyallerle iletişim kurmak onların dikkatlerini en başından çekecek hedefli bir deneyim inşa etmeyi içeriyor. Ipsos Reputation Council üyeleri özgün görünmek gerektiğini ve kısa reaksiyon süreleri olan dinleme ve diyalog sistemleri uygulamak gerektiğini belirtiyorlar. Bu durum sadece Milenyallere özel olmamakla birlikte, bu grupta daha kıyasıya bir rekabet görüleceği ise gerçek…

Sosyal medya bu iletişim ihtiyacına en ideal platform olarak görülse de burası aynı zamanda şirketlerin daha az kontrol sahibi olduklarını hissettikleri bir çevre olarak da değerlendiriliyor. Geleneksel medyadan farklı olarak, yerleşik bir operasyon modeli bu platformlarda bulunuyor ve dolayısıyla oturmuş, kurulu iletişim pratikleri bu amaca uygun olmayabilir.

Mileniellerin bilgi edinme yolları konusunda bazı ek zorluklar görülüyor, ki burada tek bir bireyin, uzmanın, kurumun veya şirketin ilettiği görüşlerin hepsi sıklıkla aynı kefeye konuyor. Ipsos Global Trends araştırması kapsamında hazırlanan Milenials raporunda da belirtildiği üzere, Milenyaller birçok kanal kullanarak edindikleri üç kenarlı görüşleri anlamlı hale getiriyorlar. Fakat, içinde bulundukları giderek artan orandaki filtreli ve düzenlenmiş dünya iletişimciler için bir zorluk olarak görülebilir. Ek olarak, konseye üye kurumsal iletişimciler, kanallarda bir bölümlenme olduğunu ve insanlarda sadece görüşlerini paylaştıkları kişilerle etkileşime geçtikleri bir konfor alanında faaliyet göstermeleri eğiliminin olduğunu iletiyorlar. Bu davranış sosyal medyadaki algoritmalarla da birleşiyor ve tehlikeli olan yankı odası fenomeninin yükselmesine olanak tanıyor. Kaynağın güvenilirliği önceden belirlenmiş ve potansiyel bilgi havuzları çok yakın, bu da etkili bir iletişimi çok zor kılıyor. Aslında bu herkesi kapsayan bir problem (geleneksel medyada 35 yaş üstü de benzer bir etki yaşıyor), fakat sosyal medyada genç gruplarda nispeten daha yaygın görülüyor.

Milenyallerle etkileşim kurmak için multimedya araçlarını kullanmak önemli ve sosyal medyada sürekli ve evrimleşmiş bir varlık sergilemenin sağlanması gerekiyr. Milenyallerin davranışlarıyla ilgili raporumuz sosyal medyaya erişimin artık günümüzde yaş grupları arasında farklılaşmadığını gösteriyor, sadece kullanım yoğunluğu daha geç gruplarda farklılaşıyor. Dolayısıyla ister potansiyel müşterilere seslenin, isterseniz bir işe alım süreci kurgulayın, özgün ve şeffaf olarak iletişim yapmak, alakalı konulara odaklanmak gerekiyor.

Ipsos Reputation Council’a üye kurumsal iletişim profesyonelleriyle gerçekleştirilen araştırmanın sadece bir bölümü olan Milenyallerle iletişim konusunda belirtilen zorlukları özetlemek gerekirse, en endişe verici konu olarak iletişimcilerin yankı odalarını gördüklerini söyleyebiliriz. Teknolojinin bizi topluluklar halinde hareket etmeye teşvik ettiği bir çevrede şirketler için çapraz çekiciliğe sahip olmak ve temel hedef kitleleri dışında da ilişki kurulabilir hale gelmek git gide daha zor bir hal alıyor. İletişim akışı içerisinde az kontrolünüz olan bir yankı odasındaki bu zinciri kırmak, gitgide büyüyen bir zorluk.

Öte yandan, Milenyallerin kurumlarla açık bir şekilde etkileşim kurma konusundaki istekliliği iletişimciler için bazı fırsatlar yaratıyor. Bu ortamda başarılı olan şirketler şeffaf bir şekilde faaliyet gösteren ve tüm iletişimlerde ve davranışlarda temel değerleriule uygumlu olarak bir özgünlük yakalayanlar olarak görülüyor. Bu şartları yerine getiren firmaların veya markaların Milenyallerin arayışta olukları güven iletişikisini kurarak karlı çıkmaları mümkün…
Not: Bu içerik Ipsos Mori Reputation Council tarafından kurumsal iletişim profesyonelleriyle gerçekleştirilen araştırmanın raporundan alınarak hazırlanmıştır.

Araştırmanın tamamına ulaşmak için buraya tıklayın.