Marka inşası konusunda artık farklı düşünme zamanı. Günümüzde kategorileri daha önce hiç olmadığı kadar alt üst eden yıkıcı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bu yıkıcı uygulamalar tüketicilerin markanızla nasıl bir ilişki kurduğu konusunda da temel bir etki oluşturuyor. Ipsos Marketing’ten Douwe Rademaker’in yazdığı ve Adweek’te yayınlanan bu makalede, bu yıkıcı uygulamaları bir tehlike yerine, büyümek için bir fırsata nasıl dönüştürebileceğinizi anlatıyoruz.
Ipsos’un dünya çapında gerçekleştirdiği araştırmalar ve bilgi birikiminden süzülüp her ay yayınlanan Ipsos Update Kasım sayısını henüz incelemediniz mi? Bu ayki sayı yine dopdolu.
Günümüzde alışverişçi satın alım sürecinin daha karmaşık hale gelmesi ile birlikte alışveriçinin mağaza öncesi karar verme aşamasından satın alıma kadar giden tüm yolculuğunu kapsayan LIFE PATH modeli geliştirildi.
Dijital Ölçümlemeyle ilgili hızlı, iyi ve ucuz algısının da ötesine geçmek ve bunu güçlü markalar kurmak için kullanmak gerekiyor. Ipsos Chief Digital Officer’ı Andrew Bradford dijital medyanın evrimini ve ölçümlemesinde gelinen son noktayı şöyle anlatıyor:
Dünya genelinde hayat kalitesi iyileşiyor. Buna karşın, dünya genelinde birçok kişi dünyanın daha kötüye gittiğini düşünüyor. Bu konudaki farklı algı, bireylerin hem kişisel hem de dünya genelindeki konularla ilgili olarak gösterdikleri pesimizmle açıklanabiliyor. Ipsos’un Bill ve Melinda Gates Vakfı için gerçekleştirdiği araştırma, dünyanın ilerlemesi ile ilgili kamuoyunun mevcut farkındalığını ve algısını ölçümledi.
Ipsos, Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa ülkelerinde yaşayan varlıklı kesimi, Ipsos Affluent Survey adlı araştırmasıyla mercek altına aldı. Araştırma kapsamında varlıklı kesimin İş Hayatı, Tatil ve Seyahat Tercihleri, Teknolojik Cihaz Sahiplikleri, Ürün Sahiplikleri ve Medya Tüketimleri incelendi.
Ocak – Temmuz 2017 döneminde Türkiye’de bulunan yaklaşık 21 milyon hanenin, hızlı tüketim ürünleri (HTÜ) için yaptıkları harcamalar bir önceki döneme göre %14 artış gösterdi, enflasyondan arındırılmış değerlerle bu büyüme %3 oldu. Ortalama bir hanenin yedi aylık hızlı tüketim ürünleri harcama tutarı 2600.- TL’ye ulaştı.
Günümüzde müşteri deneyimi (CX) gitgide büyüyen bir çalışma alanı. CX programlarının ölçümü ve uygulanması için ayrılacak bütçenin 2020 yılına kadar dünyada 11 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor. Gerçek sonuçlar veren iyi bir CX sistemi yaratmanın ve sürdürmenin ise kolay bir iş olmadığı konusunda çoğumuz hemfikir. Aslında bir çok C-seviye yöneticiler de CX yatırımlarına büyük oranda geri dönüşü alamadıklarını itiraf ediyorlar. Forrester’ın yayınladığı rapora göre CX konusunda çalışanların sadece %25’i şirketlerinin uyguladığı CX programlarının gerçekten müşteri deneyimini iyileştirdiğini belirtiyor. Bu uzun ve zorlu yolculukta tüm paydaşları da sürece dahil eden bir müşteri deneyimi kültürü yaratmanın önemi gitgide artıyor.
Tercihlerimize, beklenti ve ihtiyaçlarımıza dönük hizmetlerle, ürünlerle ve bilgilendirmelerle karşılaşmayı istiyoruz. Öte yandan online ortamlarda belirttiğimiz kişisel bilgilerimizin kullanılması da bizi rahatsız ediyor. Bu çelişkili durum “The Personalisation – Privacy Paradox” adıyla çok çeşitli akademik ve sektörel çalışmalarda incelenmeye başladı. Ipsos’un 25 ülkede gerçekleştirdiği Ipsos Global Trends Araştırması’nın bir kısmında da bu konuya değiniliyor.
Yalınlık ve Kontrol Arayışı, günümüz dünyasını şekillendiren önemli trendlerden biri olarak Ipsos Global Trends araştırmasında karşımıza çıkıyor. Bu trendi göz önündeki bulundurarak; muğlak ve karmaşık olan günümüz dünyasında markaların tüketiciler için önemli olmaya devam edeceği görülüyor.