Pandemi sürecinin getirdiği değişen yaşam koşulları ve gelişen farkındalıklarla birlikte, marka amacı artık tüketiciler tarafından da markalardan talep edilir oldu. Tüketiciler artık, markalardan, toplumsal konularda bir iyi niyeti sahiplenmelerini ve çözüm sürecinde kritik bir rol almalarını bekliyor.
Covid-19 salgını ile gördük ki yeni bir oyun alanında planlarımız geçerliliğini bir anda yitirdi. Ne yaşanırsa yaşansın, durumdan bağımsız, kritik sorularımıza yanıt vermek için ihtiyaç duyduğumuz tek şey bir "BAĞINTI". Nasıl iletişim yapmalıyım, ürünün hangi özelliklerini öne çıkarmalıyım ki avantaj sağlayayım, fiyatlamamı ne seviyede tutmalıyım ki satışlarım en iyi seviyeyi yakalasın?
Bu sorulara bir denklem dahilinde net bir şekilde, sayısal karşılıklarıyla cevap veren, önceliklendirmeler yapmamızı sağlayarak hızla doğru adımı belirlemeye olanak tanıyan modelleme çalışmaları bu zor koşulları kolaylaştıran çok önemli bir araç.
Ipsos Marketing bünyesindeki davranış bilimi uzmanları, hazırladıkları bu makalede; marka çağrışımları, marka bilinirliğinin yerleştirilmesi ve Sistem 1 karar alışı arasındaki bağlantıyı daha iyi anlayarak markaların performanslarını nasıl iyileştirdiğine dönük vaka örnekleri paylaşıyor.
İnsanların dikkatlerini çekmek ve onları markayla ilişkilendirmek için, reklam ve yaratıcılığın gerçek hayat trendlerini yansıtarak ilerlediğini söylemek hiçbir pazarlamacıyı şaşırtmaz. Dolayısıyla bu yıl Cannes Yaratıcılık Ödülü kazananların çoğunun sahte haberleri kendi tarzlarında kucaklayan kampanyalardan olması da şaşırtıcı olmayacaktır.
Marka inşası konusunda artık farklı düşünme zamanı. Günümüzde kategorileri daha önce hiç olmadığı kadar alt üst eden yıkıcı uygulamalarla karşılaşıyoruz. Bu yıkıcı uygulamalar tüketicilerin markanızla nasıl bir ilişki kurduğu konusunda da temel bir etki oluşturuyor. Ipsos Marketing’ten Douwe Rademaker’in yazdığı ve Adweek’te yayınlanan bu makalede, bu yıkıcı uygulamaları bir tehlike yerine, büyümek için bir fırsata nasıl dönüştürebileceğinizi anlatıyoruz.
Dünyadaki en favori şehirlerin belirlendiği Ipsos Top Cities Endeksinin 2017 sonuçları açıklandı. Buna göre New York, en favori şehir olarak değerlendiriliyor. New York bu skoru Araştırmanın başladığı 2013 yılından bu yana koruyor. Avrupa Birliği ülkelerinden vatandaşların değerlendirmelerine göre ise Avrupa’nın en favori şehri Londra…
İnsanlar reklamları değil hikayeleri hatırlıyorlar.Hepimiz muhteşem reklamları hatırlarız. Fakat bize ne satmaya çalıştıklarını hatırlar mıyız? Bu aslında reklamın bir numaralı hedefidir. Şaşırtan şudur ki birçok pazarlama profesyoneli buna ulaşamamaktadır.